BAU Öğrencilerinden ‘Çocuk İhmal ve İstismarı’ Kitapçığı

27 Şubat 2018 | BAU HABER

 

BAHÇEŞEHİR Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Raziye Bilge Uzun ve öğrencileri , ‘Çocuk İhmal ve İstismarı’ dersi kapsamında bir kitapçık hazırladı. Kitapçıkla anne babaları bilgilendirerek, toplumun daha fazla bilinçlenmesini hedeflediklerini vurgulayan Doç. Dr. Raziye Bilge Uzun, çocuk istismarı durumunun yüzde 75’inin ailede, yüzde 15’inin aileye yakın kişiler tarafından gerçekleşebileceğini belirtti.

 

‘Çocuk İhmal ve İstismarı’ kitapçığı, ihmal ve istismar türleri, istismarda nerelere başvurabileceği, ihmal ve istismarın çocuk üzerindeki etkilerini anlatıyor. Doç. Dr. Raziye Bilge Uzun, kitapçıkla özellikle anne, baba ve öğretmenler olmak üzere herkese ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

 

“HAYIR DEMEYİ ÖĞRENMELİLER”

Çocuğun kendi haklarını bilerek, özgüven sahibi olarak yetişmelerinin gerektiğini; istemediği davranış ve tutumlara ‘hayır’ demeyi öğrenmelerinin gerekli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Uzun, “Çocuğun küçükken oyuncağını, ekmeğini paylaşması güzel şeyler ama daha sonra çocuk ebeveynden yönerge almayı öğrenince hayatı öyle devam ediyor ve maalesef ‘hayır’ demesini bilmeyen çocuklar yetişiyor. Çocuk bu durumu belli bir yaştan sonra sözel olarak ifade edebiliyor ancak daha küçük yaşlarda sevginin bir göstergesi olarak gördükleri için çocuklar cinsel istismara da hayır diyemiyorlar” ifadelerini kullandı.

 

“ İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUKLARDA DUYGU KONTROLSÜZLÜKLERİ VE DEPRESYON GÖZLEMLENİYOR”

Ebeveynlerin, fiziksel istismara uğramış çocukları daha kolay fark ettiklerini belirten Doç. Dr. Uzun, “Fiziksel istismarda, bedende yaralanmalar, ezikler,  oturmada zorluk görülebiliyor ve bunu ebeveynler bir şekilde fark edebiliyorlar. Eğer bu belirtiler yoksa çocuk durumu tamamen içine atıyor ve bu da davranışlarından çok keskin bir şekilde anlaşılabiliyor. Çocuk kabuslarla uyanmaya, yetişkinlerden korkmaya, özellikle istismarı çevresinden bir yetişkin yapmışsa o kişiden uzak durmaya başlıyor. Anlamlandırılamayan duygu kontrolsüzlükleri, güven problemi, ani öfkelenmeler, durup dururken ağlamalar başlayabiliyor. Okuldan ve arkadaşlarından uzaklaşmalar başlıyor çünkü çocuk kendini o arkadaş grubuna ait hissetmiyor. Çocuğun zihninde o sahneler belirdiği için çocukta dikkat problemi, öğrenme geriliği ve depresyon gözlemlenebiliyor” dedi.

 

“MUTLAKA BİLDİRİLMELİ…”

 

İstismar durumundan veya olasılığından haberdar olan kişilerin ve istismara maruz kalmış çocuğun ebeveynlerinin daha bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Uzun, “Aileler çocuklarını kabullenmeli ve çocuğun hatası olmadığını çocuğa hissettirmeli. Aile olarak çocuğun yanında olduğumuzu sürekli hissettirmeliyiz. Böyle bir durumda da aileler en yakın çocuk karakoluna ya da jandarmaya durumu iletmeli. Bunun dışında şu an 13 ilimizde bulunan ve 81 ilde yaygınlaştırılması düşünülen Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM), gerek telefonla gerek bizzat gidilerek bildirimlerin yapılması gerekiyor. Kanunen bu istismara ya da olasılığına ilişkin bilgi sahibi olmuş herkesin bunu mutlaka bildirmesi gerekiyor” diye konuştu.

 

“SÜREÇİN UZMANLAR EŞLİĞİNDE TAKİP EDİLMESİ ÖNEMLİ”

 

“İstismar vakalarına bakıldığında çocuğa yönelik istismar gerçekleştiren bir yetişkinin, ardından diğer çocuklara da bunu yaptığı gözlemleniyor” diyen Doç. Dr. Uzun, “Ceza mahkemesi kanununun 236’ncı maddesine göre çocuğun ifadesinin kamera karşısında bir defa alınması gerekiyor. Bazı durumlarda kamera olmayabiliyor ancak böyle durumlarda çocuk izlem merkezlerine götürülüp psikolog, psikiyatrisi ya da uzman eşliğinde çocuğun ifadelerinin alınması gerekiyor. Çocuklar için yaşanması da ifade edilmesi de zor olan bu durumun tekrar tekrar çocuğa yaşatılması hiç uygun bir yöntem değil” dedi.

 

Her kesimden insana ulaşmayı hedefleyen ‘Çocuk İhmal ve İstismarı’ adlı kitapçık, Bahçeşehir Üniversitesi’nin internet sitesinden de indirebilirler.