Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç

3 Ocak 2018 | Medya Stajyer

Tanrısız ve insansız bir dünya cenneti kurmayı hayal edenler; bu hayallerinin enkazı altında kalmaya mahkûmdurlar. Bu söz Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’e aittir. Peki kimdir acaba bu “Bilge Kral..” Bu kadar önemli bir kişi midir diye soracak olursanız?  Evet hemen söyleyelim; yaşadığı bütün zorluklara rağmen Bosna-Hersek’i bağımsız bir devlet yapmayı başaran, en zor anında halkının bir “baba” gibi etrafında kenetlendiği, derin bilgi birikimiyle “Bilge Kral” adıyla anılan ve dünyaya gelen ender liderlerden biri olan Aliya İzzetbegoviç’tir. Ömrünün sonuna kadar, ülkesini, ülkesinin kurumlarını kuvvetlendirmek, mültecilerin dönüşünü sağlamak, işlenen savaş suçlarının mahkemeye taşınmasını sağlamak, daha iyi uluslararası ilişkiler kurmak ve insan haklarının yayılması için mücadele eden Aliya İzzetbegoviç, sağlık durumu kötü olmasına rağmen, savaştan sonraki dört yıl boyunca da ülkenin kalkınmasına önemli katkılarda bulundu. Büyük babasının İstanbul Üsküdar’da askerlik yaparken bir Türk kızıyla  evlendiğini söyler ve büyük annesinin Türk olmasıyla övünürdü. “ İzzetbegoviç, Bosna’da 1992-1995 arasındaki savaşta halkına önderlik etti. 1995 yılında BM koruması altındaki Srebrenitsa’da Temmuz 1995’te soykırım işlendi. 21 Kasım 1995’te Savaşı bitiren Dayton Antlaşması’nı imzaladı. Anlaşmayla halkına uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak bıraktı. Ekim 2000’de rahatsızlığı nedeniyle devlet başkanlığı görevinden çekildi. Derin bilgi birikiminden dolayı “Bilge Kral” olarak da anılan Aliya İzzetbegoviç, 19 Ekim 2003 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı ve “Bilge Kral” lakaplı efsane lider Aliya İzzetbegoviç’in en güzel sözlerinden geleceğimize yön verecek birkaç tanesi: Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel ne varsa onun adı İslam’dır. Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Her şeye kadir olan Allah’a yemin ederim ki köle olmayacağız.  Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır. Aslına bakarsanız içinde yaşadığımız mekan ve çağdan dolayı bir katliam beklemiyorduk. Yaşadığımız mekân, Avrupa. İçinde bulunduğumuz çağ, 20. yüzyılın sonuydu. Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir. Eğer ruh varsa, o zaman insan da vardır; maneviyat ve ahlâk olmadan insan hayatı manasızdır. Öyle görünüyor ki, temizlikle ibadeti birleştiren ve namaz ile insanları birlik haline sokan faktörün esasında, hayattaki ruh hürriyeti ile tabiatın determinizmini birleştiren aynı ilham vardır. Putları reddet, idealleri koru. Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır. Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına. Yaradan’ın iradesine teslimiyet; insanların iradelerine kârı bağımsızlık demektir. Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder. Beden ruhun mezarıdır. Ruh dünyada asla gayesine ulaşamaz; hakiki marifet ancak ölümden sonra olur. Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lâzım. Şimdi güneşin altındaki yerimizi alma zamanı. Bize saldıranlar, Hazreti İsa’nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın.  Bizi, yok etmekle tehdit ediyorlar; ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır. Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır. Hayat kısa sözüne hiç itibar etmedim. Çünkü yeterince uzun yaşadığımı düşünüyorum Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın. Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem. İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah’ın önünde hesap verecektir. İslâm’ı Avrupalı’nın ıstılahatıyla ifade etmek hemen hemen imkânsızdır. Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın. Dünya üzerindeki Müslümanların vaziyetini düşündüğümde, ilk sorum hep şu olur: Acaba hak ettiğimiz kaderi mi yaşıyoruz, acaba vaziyetimiz ve mağlubiyetlerimiz konusunda daima başkaları mı suçlu? Eğer biz suçluysak -ki ben böyle olduğu kanaatindeyim- yapmamız gereken neyi yapmadık yahut yapmamamız gereken neyi yaptık? Bana göre bunlar, bizim imrenilmeyecek vaziyetimizle ilgili iki kaçınılmaz sorudur. Kur’an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O’na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır. Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler. Okumak özgürlüktür. Terbiye ve kanunlar sayesinde dünyayı düzenleme çabası olarak İslam ve Allah’a teslimiyet,  çok geniş bir çözüm planıdır. Müslümanlar, Kur’an hayatta nasıl uygulanacak sorusundan kaçmak için; Kur’an’ın, nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler. Kur’an ve İslam, sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir. İlimle din, birbirinden ayrıldığı takdirde; din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler.  Yer yüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım! İyi insan olmadan, iyi Müslüman olamayız. Bütün yücelik ve şükran Allah’a aittir ve insanların gerçek kalitesini ancak Allah tespit eder! Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere “eleştirel düşünme” dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur” Bir şahsın yüceltilmesi hadisesi, geçmişte ve bugün var ama İslam’a kesinlikle yabancıdır! Çünkü bu bir çeşit putçuluktur! Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder? Hayvanlar aç iken tehlikeli olur. İnsanlarsa tok iken tehlikeli oluyorlar. Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız. İlerlemiş yaşıma rağmen, ümit ediyorum ki, halkımın özgürlüğe ve kurtuluşa ulaştığını görecek kadar yaşayacağım.  70 yaşındayım ve önümüzde daha uzunca bir yol var. Kişiler ölür, halklar yaşar. Mücadelemiz bana bağlı değildir.  Önemli olan da bu! Sancağı binlerce insan taşır. Çok yaşadım, çok yoruldum! Şimdi Sevgilime kavuşmak istiyorum!

(Önce Vatan Gazetesi)