Eğitimin Geleceği

27 Şubat 2018 | Turgay Polat

Son yazdığım yazılardan sonra bu memlekette bazı insanların burnunu ucunu bile göremeyeceğine kanaat getirdim. Herkes konuşurken sanki bu çocuklar aynı meslekleri aynı işleri aynı yöntemlerle yapacakmış gibi konuşuyor. Oysa benim yazmaya anlatmaya çalıştığım şey bu memleketin burnunun ucunu değil geleceği görmesini sağlamak. Hadi bu insanlar eğitimci değil, merak ediyorum ülkemizde eğitim hakkında düşünenler, eğitimi planlayanlar en fazla ne kadar geleceği görebiliyorlar. Acaba eğitimcilerin bundan on yıl sonra neler olacağı konusunda fikirleri var mı? Acaba bugün icra ettiğimiz eğitim istediğimiz sonucu veriyor mu?

Şüphesiz ki; geleceğin ihtiyaçları daha hızlı, daha zeki, daha iyi bir insan yaratmamızı gerektiriyor. Geçtiğimiz günlerde bir araştırma gördüm. Araştırmayı California Üniversitesi’nden iki araştırmacı Roger Bohn ve James Short yapmış araştırmanın konusu insan bir günde maruz kaldığı bilginin miktarını belirlemek, araştırmanın sonucuna göre; insan beyni her gün yaklaşık 100 bin kelimeye maruz kalıyor ve bu rakam her yıl yüzde 2,6 oranında artıyor. Bu kelimelerin %45’i internet ve dijital cihazlardan, %27’si televizyondan,  %11’i radyo ve benzeri cihazlardan, %9’u gazete ve basılı malzemelerden, %5’i telefon konuşmalarından geliyor. İlginç olan ise, planladığımız, çok büyük paralar harcadığımız okuldan alınan bilgi ise sadece %1 gibi küçük bir oran olması. İşte bu kadar maliyetli ve uğraş gerektiren okul sisteminden alınan bilgi bu kadar küçük bir değere sahip, ama diğer bilgi kaynaklarından daha fazla önemseniyor?  Şunu kabul etmek gerekir ki küçük yaşlarda okuldan alınan matematik ve okuma yazma gibi dersler son derece önemliyken öğrenciler büyüdükçe ihtiyaç duydukları ve öğrenmek istedikleri bilgiler de değişmektedir. İşte bu durumu farkeden ülkelerden okulda verilen bilgilerin sunulma şekli ve maliyeti tartışılmaya başlanmış durumda.

***

Son yıllarda ihtiyaç duyulan bilgileri pek çok kurum internet ortamında üstelik okullardan daha ucuza ve daha hızlı sunabiliyor. İşte tam bu noktada okul öncesinden doktoraya kadar bütün eğitim sistemlerinin maliyeti tartışılmaya başlanıyor. Yüksek maliyet, emek yoğun bir süreç olmasından dolayı okul eğitiminin verimliliği tartışma konusu, okul sisteminde öğretmen sınıfta önceden belirlenmiş ve genel ihtiyaç olarak kabul edilen bilgileri sunuyor. Bu süreçte öğretmen sınıfa bilgiyi sunma ya da sunmama kararını veren kişi. İşte bu süreçte okulda yapıldığı iddia edilen eğitimin hem maliyet hem de süreç açısından riskli bir yatırım olduğu kabul edilmekte.

Günümüzde insanlar, başta internet olmak üzere birçok bilgiyi daha keyifli ve daha sınırsız şekilde almaktalar. Bu gelişmeler eğitimde devrimin çok yakın olduğunu gösteriyor. Son zamanlarda yapılan yazılımlar sayesinde çok düşük maliyetlerle öğrencilere istedikleri bilgiyi sunmak mümkün hale geldi. Günümüzde bilgisayar sahibi olan ve interneti olan birisi dünyanın önde gelen üniversitelerinde okutulan 200 binden fazla derse ulaşabiliyor. İnternet üzerinden yüksek lisans yapabiliyor. Üstelik bunun maliyeti okul sistemine göre karşılaştırılmayacak kadar da düşük. Geçtiğimiz yıllarda bir kütüphaneden bir bilgiyi bulmak için binlerce kitap taramak gerekirken bugün bilgisayar ortamında beş dakikada orta büyüklükte bir kütüphanenin taranması mümkün hale geldi.

Bütün bu değişim sonucunda dünyanın gelişmiş ülkelerinde eğitimi planlayanlar özellikle mesleki eğitimde ve yükseköğretimde 2020’ye değişim yılı olarak bakıyor. Son yıllarda özellikle yükseköğretimin artan maliyetleri bu eğitimin sürdürülemeyecek kadar riskli hale getirdiğini belirtiyorlar. Araştırmacılara göre 2020 yılında yükseköğretimin %70’i, ortaöğretimin %40’si internet tabanlı hale geleceğini söylüyorlar. Bu da eğitimde verimliliği arttıracak ve kalitekli eğitimin her bireye ulaşmasını sağlayacak deniyor.

Eğitimcilerin bu noktada geleceğin ihtiyaçlarına göre geleceğin insanını yetiştirme gibi önemli bir misyonu var. Geleceğin insan ihtiyacı, 21 yy becerilerine sahip, girişimci, üreten, yenilikçi, daha hızlı düşünen ve karar veren, çok yönlü insandır. Peki, bu günkü eğitim sistemimizle bunu yapmamız sizce mümkün mü?  Şimdi bir düşünün biz ülke olarak bu değişimin neresindeyiz. Sınavlar, ezber, test kitapları içinde boğulan çocuklarımız. Buna ek olarak verimliliği oldukça düşük, süreç ölçümü yapılmayan, çıktısı olan mezunların maalesef üretmeyi öğrenemediği bir sistem. Kaynaklar heba ediliyor. Mezunlar maalesef dünyayla rekabet edemeyecek kadar zayıf. Bu durumda çağrımız şudur, değişim hem de hemen…

(KARAR)